Flaş! EMASYA iptal edildi. Lakin devletin en ücra köşelerine kadar sızmış, tam göbeğine çöreklenmiş olan kafa aynı kafa. Nereden baksan 4/4′lük bir iç tehdit unsuru olduğumdan (hangimiz değiliz ki?) konuya müdahil olma gereği duydum.
Belki bilmiyorsunuzdur, hemen izah edeyim, vatandaşları olduğumuz şu Türkiye Cumhuriyeti, geleneğin icadına kısa devre yaparak Avrupa’nın yüzyıllar süren aydınlanmasını tüm modern kurumlarıyla ve tipleriyle “Osmanlı” temeli üzerine puntalamış, tutmadığı yerde bölgeyi zımparalayarak uhuyla monte etmeyi denemiş Cumhuriyetçi seçkinlerin -ki kendilerini İttihatçılar olarak da tanırız, biliriz, sevmeyiz- uzun yılar süren modernleşme deneylerinin defolu bir ürünüdür.
İşler kolay olsun diye toplumun tek tipleştirilmesini ve o tek tipin de devlet kontrolünde tutulmasını öngören bir proseste cemaatlerin, mezheplerin, azınlıkların yok sayılması şaşırtıcı değil. Türkiye Cumhuriyeti’ni “demokratik, laik, sosyal, bir hukuk devleti” olarak tanımlıyorsak diğer yandan da bu devletin resmi ideolojisi varsa -ki var; farklılıklar (etnik, dini, ideolojik) demokrasiyi zenginleştirici kazançlar olarak değil de devletin bütünlüğünü tehit eden bölücü unsurlar olarak algılanıyorsa -ki algılanıyor; laiklik, kamusal alanda huzurun sağlanması için kullanılması gereken bir araç olarak değil de amaç olarak algılanıyorsa ve laikçilik yapılıyorsa -ki bu da yapılıyor- ilk cümlede belirttiğimiz türkiye tanımında bir yanlışlık var demektir. Bu da senin, benim veya ötekinin neden “iç tehdit” olarak görüldüğünün, algılandığının ve çeşitli planlara konu edildiğinin kaba izahıdır.
Bir avuç İttihatçı seçkin zümre (beyaz türkler de deniliyor ara sıra) dışında her şeyin ve herkesin bölücü, hain veya tehdit olarak görüldüğü bir düzenekte elbette ki seçkinler cemiyetine oluk oluk akan imkan ve kapitalin güvence altına alınması gerekiyordu, düzenli olarak icra edilen müdahaleler, balans ayarları falan derken geldik 21. yüzyıla, sene 2010. Dünya değişti, hasolar, memolar, bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adamlar değişti fakat o kafa hiç değişmedi, o kafa eylemden daha komik olan gerekçe ve motiflerle kalktı YouTube’a dava açtı, Google’a bile dava açtı. Memleket içinde, elinin erişebildiği, gücünün yetebildiği noktalara yaptığı hamleleri saymakla bitiremeyiz, en sonuncusu dün yapıldı. Silahlı Kuvvetler ofsayta düştüğünde yahut düşer gibi olduğunda gizli forvet Cübbeli Kuvvetler’in sağlı sollu ataklara halkın üstüne üstüne gittiği gizli değil, geriden bürokrasinin desteklediği bu ataklar, öyle görünüyor ki son ataklar, dediğimiz gibi sene 2010 Bürokratik Oligarşi için hava, ortam koşulları ve zemin müsait değil.
Çok hızlı bir özetle, iç tehdit algısı; modern giyimli (fötr şapka, frak, döpiyes, vs) çağdaşlık maskesi takmış derebeylerinin, lordların, arşidüklerin burjuvalaşan serflere/marabalara reaksiyonudur. Baudrillard’ın görüşleri Türk toplumu üzerine projekte edildiğinde görülebileceği gibi, mesele aslında “iç” değil “kitsch” tehdittir.



